Hep şu yorumları duyarız; “İngiltere Ligi’ndeki maçı izledin mi? Nerede Türk futbolu, nerede Avrupalılar” veya “Avrupa maçlarından sonra bizim maçları izlediğinizde hızlı bir filmin ağır çekimde izliyormuşsunuz gibi geliyor.”
Bunu diyenlere “işte size futbol” derim ben de…
Önceki gün Sultanbeyli Arenada maç izlemeye gelen futbolseverler kelimenin tam anlamıyla “Şahane” bir maç izlediler. İnanın Avrupa maçlarından bile daha tempolu bir oyun vardı sahada… İki takım doğru mu oynadı tartışılır ama 60 dakika basket maçı gibi geçti sahada. Oyunun her anında sanki maç 0–0 gidiyormuş gibi bir sürekli golü arayan takımlar vardı. Her iki takım da maça kontrollü başladı ancak takımların oyuncu kaliteleri oldukça yüksek olduğundan heyecan daha ilk dakikadan maçın son dakikasına kadar artarak devam etti. İzlenmesi güzel, açık bir futbol oynadılar. Her iki takımın da seyircilerinin maça oldukça yüksek ilgi göstermesi ve maç boyunca takımlarını desteklemeleri de maçın şölen havasında geçmesine vesile oldu.
Teknik yorumlara geçmeden önce her iki takım futbolcularına da maç boyunca Fair-Play ruhunu sahaya yansıttıkları ve iyi niyetle oynadıkları için çok teşekkür ederim. Her hakemin yönetmekten büyük zevk alacağı bir maçı yönetmekten mutluluk duydum. Düşünün ki maçta bir iki küçük faulün dışında faul bile olmadı. Dolayısıyla hiç kart çıkmadı. Bu da Berko İlaç olarak her bölümde çalışan arkadaşlarımızın kişisel kalitelerinin ne kadar yüksek olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Şimdi bir iki gözlemimi sizinle paylaşmak isterim. Ancak burada yazdıklarım benim naçizane gözlemlerimdir. Asla herhangi bir takıma yakınlık duyduğumu göstermez; yalnızca böyle güzel bir platformda şimdiye kadar bastırılmış köşe yazarlığı duygumu (belki egomu) tatmin etmek içindir.
Teknik yorumlara gelince, öncelikle şu bir gerçek ki Avrupa İdman Yurdu yıldız futbolcusu Gürkan’ı bu turnuvada çok ama çook arayacak gibi görünüyor. Avrupa İdman Yurdu oldukça yetenekli bir kadroya sahip (kaleci hariç) ancak bir oyun şablonları yok. Ben şahsen kaptanın takımı hangi taktikte oynattığını çözemedim. Maça 2-2-2 sistemi başladılar, sonra 2-1-3 sistemine döndüler daha sonra 1-2-3 sistemini devam ettiler. Bu da oyuncuların kafasını karıştırdı ki bu arada Amonyakspor 3 gol üst üste atıp bir anda durumu 4–1’e getirdi.
Muzaffer süper bir yetenek ancak dün 2 çok net gol pozisyonun değerlendiremedi. Hele bir tanesi FİZİK KURALLARINA aykırıydı dersek yeridir. Kale çizgisine ½ metre mesafeden topu 90 dereceyle dışarı atması Isaac Newton’un kemiklerini sızlatmıştır. Mustafa sakat olan Gürkan’ın yerine olumlu bir transfer, maçta o da görevini yapanlardan biriydi. Zaman içerisinde takımla maçlara çıktıkça daha da iyi olacağını düşünüyorum. Mehmet Fatih ve Kasım dün çok koştu, çok mücadele ettiler ancak kademeden çabuk düştüler ve çok adam kaçırdılar.
Murat Akyol ve Mehmet Sipahioğlu maçta çok koştular ancak verimli olamadılar (bal yapmayan arı misali). Erhan her zamanki gibi savaşçı ruhundan hiçbir şey kaybetmemiş. Takım bireysel olarak çok genç, dinamik ve hırslı oyunculardan kurulu ancak takım oyunu oynamada biraz zamana ihtiyaçları var. Son 15 dakikaya 6–2 yenik girmelerine rağmen bir an bile maçı bırakmadılar ve son ana kadar galibiyeti kovaladılar ve maçı 6–5 getirmeyi bildiler.
Amonyakspor’a gelince, onları anlatabilmek için hangi kelimeleri kullanacağımı bulmakta zorlandığımı söylemeliyim. Futbolun ilahları, Rüya Takım, Top Sihirbazları… Ne ararsan var. Mücadele, teknik, taktik, disiplin, mükemmel futbolun bütün güzelliklerini sahaya yansıttılar. Kesinlikle turnuvanın en favori takımlarından biri.
Her şeyden önce muazzam bir defansları var. Koray ve Fatih her takımın kadrosunda görmek istedikleri özel yetenekler. Dünkü maçta rakip forvetler Muzaffer, Mustafa ve Mehmet Sipahioğlu’na top göstermediler. Rakibe atılan her topa ilk müdahaleyi onlar yaptı ve bütün ikili mücadeleleri kazanarak takımlarını atağa kaldırdılar. Salih zaten top oynama stili ile turnuvada kendini diğer futbolculardan farklılaştırıyor. Hızlı ama yavaşça, teknik ama sade, yumuşak ama sert vuruşlara sahip ve her iki ayağını da kullanabilen, bitmeyen enerjisi ile takımın belkemiğidir. Mahmut ve Eren hatasız oynadılar ve takımın her atağında mutlaka var oldular. Vedat iyi bir lider ve takımın beyni, oyun zekâsı, teknik özelliklerinin yanı sıra maç içinde sürekli takımını motive etmesi ve yönlendirmesi farkını ortaya koyuyor. Takımına çok hâkim ve iletişimi süper herkes saha içinde bir yandan top oynarken bir yandan da ondan gelecek direktifleri takip ediyor. Uğur, o bir futbol fenomeni, takımın ruhu, abisi olmasına rağmen sahada duruşu, heyecanı, azmi ve başarıya olan inancının yanına birde rakip defansı yerle bir eden forvet yeteneğini ile örnek bir futbolcu.
Yazımın başında da söylediğim gibi maçta asıl kazanan güzel futbol seyreden seyirciler ve sahadaki amansız mücadelenin saha dışında centilmenlik çerçevesinde birlik, beraberlik kazanmıştır.
Hüseyin Polat
Maçın Hakemi ve Bağımsız Yorumcu
5 Mayıs 2010 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
hüseyin bey,
YanıtlaSilmaçın hakemi tarafsız olmalı bence ama ben yazınızdan maalesef sizin taraflı olduğunuza dair bir hisse kapıldım.bal yapmayan arı misali lafınıza bayıldınm:)